İyi gitar, kötü gitar, iyi amfi, kötü amfi arasındaki farkları oturup saysak sabahlara kadar bitmez işimiz. Ancak bir de çalınan enstrümanın, kullanılan ekipmanın müzisyene verdiği bir güven, hava ve gaz olayı var ki, bunu asla gözardı etmemeli.
Müzisyenler derken, tabi ki Ritchie Blackmore veya Eric Johnson gibilerini kastetmiyorum. Eric Johnson mesela, eminim Flying V model bir gitar ve saz amfisi ile de kendini dinletir. Benim bahsettiğim, kendim veya sizler gibi ölümlüler.
Bu bağlamda Orange amfilerde hep beni çeken birşey olmuştur. Tabi bu çekimde, benim konu gitar ve sound olunca 60’s & 70’s rock müziğine olan düşkünlüğüm büyük rol oynuyor.
1968 e kadar yapılan amfiler ve hala da bundan sonra yapılanların büyük çoğunluğu siyah, gri, metalik. Arada bu trendi bozan tek firma Orange oldu. Retro görünümü ve logo tipografisinde kullanılan fontun güzelliğine dikkat çekmemek, özenle seçilmiş küçük detayların hakkını vermemek olur.
Görünüş böyle ama peki ya sound? Sözkonusu Orange olunca sırtımıza yaslanıp tellere abanmanın keyfini çıkarmaktan başka yapacak birşey yok.
Sizi bilmiyorum ama ben Rock müzisyeni olarak amfileri denerken 5 li akorların yanında ve hatta daha önemlisi açık akorlarda çıkan sesi baz alıyorum. Komp gitarın sesi iyi olduktan sonra solo olarak amfiyi denemenin çok da bir esprisi kalmıyor. İyi bir gitarda pick-up ve volüm seçimleriyle o işi halletmek çok kolay.
Bir de tabi şu var; Avrupa’nın bir köşesinde kalmış Türkler olarak biz American Rock’dan daha çok British Rock’a meyilliyiz. En azından benim dönemim için öyle konuşayım. Sabbath, Purple, Pink Floyd, Led Zeppelin’in yanında biz pek dinlemedik Kiss, ZZ Top gibi grupları. Velhasıl kulağımızın alışkın olduğu ses renkleri de o ‘’metalik’‘ American soundu yerine Brittish Rock’un o kendine göre egzotik, dağılgan, kulağı dolduran sound’u tercih sebebi oluyor. Orange’ın İngiliz markası olması bu bakımdan önemli.
Orange’ın ünlü modellerinden biri de 72 ve 73 arasında ürettiği OR120. Böyle bir nadide çiçeği yaklaşık 2800 TL fiyat ile buldum. Mastürbasyon yapmanız için fotoğrafları da buraya atıyorum.
Bu amfi ve genel olarak Orange için Zappa, Peter Green, Wishbone Ash gibi mihenk taşlarının referansları var.
OR120 ile birlikte daha sonra çıkan OD120 artık bugün rarity diye adlandırdığımız, bulunduğu anda imkan elveriyorsa hazineye kazandırılması gereken güzellikler.
Hatta bunların arasına 90 ların ve 2000 lerin modelleri olan all-tube combos, AD 15/12 ve AD 30R’i sayabiliriz. Bunlardan bir Class A amfisi olan 15 wattlık AD 15/12 artık üretilmiyor ve meraklıları tarafından 2. el piyasasında hararetle aranılıyor.
Şirketin 2000 li yıllardaki kronolojisine bakıldığında 2001’de Crush serisini ve daha sonra 2004 de piyasaya sürülen Rocker serisini görmek mümkün.
Yukarda OR 120 den bahsederken belirtmeden geçmemek lazımdı: İlginç bir detay, OR 120’nin bir adının da Pics Only olması. Bunun sebebi, amfinin düğmeleri üzerinde bu düğmelerin fonksiyonlarının yazı ile değil, resim ile belirtilmiş olması.
Hatta 2008 yılında bu modeli yeniden custom olarak yalnızca 40 tane ürettiler OR 50 adı altında. Bu custom amfilerde seri numarası yok, onun yerine herbirine verilmiş bir kadın adı var. Şükür ki, bizim gibi sıradan insanları da üzmemek için bu modelin yeni üretiminin non custom ve unlimited olanı da yapıldı.
Şimdi sizlere Youtube’da bulduğum bu iki nefis videoyu göstereyim. İngiliz amfisi, İngiliz aksanı ile konuşan adamımız tarafından bizlere tanıtılıyor. İlk olarak Rocker 30…
Son olarak Tiny Terror adı verilen şu modele dikkatlerimizi çekelim. Bundaki switch sistemi ile biraz önce yukarda bahsettiğim Class A olayını 7 ila 15 watt arasında değiştirmek mümkün. Vintage modellerden daha fazla gain sağlayan Tiny Terror pek leziz.
Yalnız aletler kadar herifin aksanına da hasta oldum.




72 Orange buldum. Ekmek ve su ile mutlu bir yaşam mı, bonfile yiyip ruhun aç kalması mı? http://yfrog.com/185lcj http://bit.ly/buVAOA
This comment was originally posted on Twitter